Acilen Evlenmek İstiyorum!


Esra abla. Hande hanım ya da
Sinem bacı, ne olur, ne yap yap evlendir beni!


İnanılmaz ama gerçek. 800 Lira maaş alıyor evlenmek istiyor! Üstelik karımı çalıştırmayacağım diyor! Ve hatta evim yok, kiradayım, diyor!

Aile içi şiddet işte böyle yuvalanıyor, atladığımız ve farkında olup da eğlendiğimiz bu sözcüklerle... "Yakışıklıyım gencim ve güzelim, derhal evlenmeliyim. Param yetmezse bize bakacak aslan gibi ailem var arkamda". Vay anam vay! Bu nasıl bir cehalet ve bu nasıl kuru sıkı yiğitliktir, inanın anlayabilmiş değilim.Çok yazıldı çizildi ve hatta özel olarak televizyon programları bu konuların psikiyatrik alanında da kafa patlattı. Yok olmuyor, devam hâlâ. Kimse evde kalmasın.

Şimdi şöyle bir kamufle yapılıyor program sunucusu tarafından "işte biz insanların hayatlarını dinliyor ve dertlerine ortak oluyoruz". Evlilik kurumunun geldiği nokta; "ne çıkarsa bahtına" şeklinde yürüyor.

Eskiden "Saklambaç" isimli bir program vardı. Yanlış hatırlamıyorsam Nurseli İdiz sunardı. Sempatikti ve eğlen-celiydi. Paravanın iki yanında kişiler birbirlerine sorular sorardı. Yoğunluğuna ve derinlemesine soruların sonunda, lüks bir restorantta akşam yemeğine çıkılırdı... Yanlışsam düzeltmeyin, çünkü hiç umrumda değil :)


Demek istediğim, biz anne-babalarımızdan, evdeki sırrın dışarıya asla yansıtılmaması gerektiği konusunda yetiştirildik. İlginçtir, bu gibi programlarda, önceki eşinin türlü özel durumları tamamen ortalıkta. Hatta küfürler ve sandalye atmalara kadar vardırılmıyor değil diyaloglar.

Yetersiz Türkçe ve bu yetersizliğin getirdiği sabırsızlık. İlginçtir herkes şahane bir evliliği olsun ama yaşadığı ülkesinin, yurdum dediği, vatanım dediği topraklarında ana dilini doğru konuşamasın!..


Hatırlıyorum da yine, bu gibi bir programda, "labaratuar" benzetmesi yapılmıştı. Türlü hayatlar ve aile içi dünyaları tamamen deşifre haline gelmesi.

Kadın adama; burnunuz büyük mü? diye soruyor. Şaşıran adam soruyor; neden sordunuz? Kadın hiç arlanmadan cevap veriyor; burnu büyük adamın her şeyi büyüktür!.. ve ardından gülüşmeler!..

Kadın soruyor adama; araban var mı? Heyecanlı damat adayının kravatının rengi soluyor, içine kapanıyor, bütün neşesi kaçarak; maalesef hanımefendi. Kadın otomatiğe bağlamış devam ediyor; olsun, ehliyetin olsun yeter. Ben sana araba alırım, sen de beni gezdirirsin...

Aslında arkadaşlar, yazacak o kadar acayip diyaloglar var ki.

İnsan onuru ve saygınlığı bu programlarla yerle bir olduğunu söyleyebilirim ancak. Ve bu konuyu noktalarsam hiç fena olmayacak. Şimdi gelecek taliplerimi beklemeliyim.

20 yaşımdayım, 2 evlilik yaptım!..
3 çocuğum var!.. Yakışıklı, evi olan, olursa da lütfen esmer olsun, çocuğu olursa da fark etmez. Artık bundan sonra mutlu ve sıcak bir yuvada hayatımı sürdürmek istiyorum. Ha bu arada şarkı da söyleyebilirim...

Söylerim de... Söylim bag!?.




Paylas